DİPLOMAT’IN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AJANDASI-IV
Erdoğan KÖK
E.Büyükelçi
Ecosolis Kıdemli Danışmanı
Yeni Normale hazır mıyız?
Sürdürülebilirlikle ilgili gelişmeleri şöyle de özetleyebiliriz.
1972-2000 Uluslararası kurum ve kuruluşlarda konuyla ilgili toplantılar ve tematik tartışmalar,
2000-2015 Temel ilkelerde uzlaşı ve net takvimler oluşturulması
2015-Bugün Temel anlaşmaların imzalanması ve uygulamaya ilişkin mevzuatın yürürlüğe girmesi, ölçüm, dönüşüm ve raporlama süreçlerinin zorunlu hale getirilmesi.
Görüleceği gibi artık bu konuyla ilgili temel kavramları tartışmıyoruz. İklim değişikliği, küresel ısınma, kaynakların aşırı kullanılması ile topyekün mücadele konusunda ölçme yapma konusunda büyük ilerleme kaydedildi. Çevre, sosyal, yönetim, dijitalleşme ve sektör/ürün ölçümleri artık puanlama yapılabilecek seviyede ölçülebilmekte ve tüm ekonomik, ticari ve finansal ilişkiler bu ölçümlere (metrics) göre gerçekleşmektedir. Ticaret ve yatırım için değer ve risk ölçümü olmazsa olmaz bir uygulamaya geçmiştir.
Sürdürülebilirlik konusunu anlattığım iş ve arkadaş çevrelerinden gelen ilk tepki şöyle oluyor: Bize gelinceye kadar çok süre var;bizimkiler etrafından dolaşmak için bir çözüm bulurlar. Genellikle iş çevrelerimiz ISO standartlarını örnek gösteriyorlar, standard belgelerinin cüzi bir fiyatla kolayca satın alındığını söylüyorlar. Halbuki ülkemizden mal ve hizmet satın alan yabancıların standartlar konusunda kendi araştırmalarını ön plana alarak bu ticareti yaptıklarından adete habersiz gibi davranıyorlar.
Sürdürülebilirlik raporlaması ülkemiz mevzuatına girmiş durumda. TSRS ile ilgili yardımcı mevzuat ( denetçilik, eğitim vb), hazırlıkları da devam ediyor. AB ve Batılı ülke firmalarında ise artık sevkiyat zincirindeki her firmanın tek tek incelenmesi ve mevzuata uygun olanlarla çalışılması kural haline gelmiş durumda.
Son zamanlarda dikkat ettiyseniz dünyanın geleceğine ilişkin haber, yorum, araştırma ve makale, kitap sayısında hayli artış görülmektedir. Örnek vermek gerekirse, Yuval Noah Harari’nin Nexus kitabı çok satanlar listesinde, ya da Nobel ekonomi ödülü kazanan vatandaşımız Daron Acemoğlu’nun yayınları. Tüm bu tartışmaların merkezinde dijitalleşme, iklim değişikliği, demografik gelişmeler (yaşlanma ve göçmen artışı), demokrasilerde zayıflama, jeopolitik dengelerin yeniden kurulması ve dünyada bol para ve dolaşımının sona ermesi yer almaktadır. Tüm konular birbiriyle ilintilidir ve sonuçta tüm bu konuları sürdürülebilirlik kavramına sığdırmak mümkündür.
Daha önce şirketlerin kar maksimizasyonunden değer maksimazisyonuna geçtiğinden bahsetmiştik. Şirketlerimizin sürdürülebilirlik konusuna gereken önemi gösterip, gelmekte olan ve yeni bir “Teknik engel” olarak adlandırabileceğimiz sürece hazırlıklı olmalarıdır. Aksi takdirde yakında karşılarına çıkacak “ sınırda karbon düzenlemesi” “emisyon ticareti” gibi konularda önemli zararlarla karşılaşabilirler. Sürdürülebilirlik raporlamaları halen büyük firmalara zorunlu, ancak KOBİ’lerin de dahil olacağı takvimler yayınlandı. Esasen sevkiyat zincirinde yer alan firmalar büyüklüklerine bakılmadan bu tür taleplerle karşılaşacak. Sonuç olarak yeni Normale hazırlıklı olmalıyız.
Gelecek Yazı: Trump ve Sürdürülebilirlik