1972 Paris Zirvesi, Avrupa Birliği (AB) çevre politikasının başlangıcı kabul edilir. Ancak daha önce binlerce kişinin öldüğü 1952 Londra Sisi felaketinden sonra İngiltere’de yapılan çevre yasası, 2006 yılında benzinde kurşun kullanımının tamamen yasaklanması gibi gelişmeler de çevre konusunda Avrupa’daki sürecin ne kadar sancılı ve uzun sürdüğüne işarettir.
1970’ten bu yana AB’de çevre/sürdürebilirlik konularında kabul edilen mevzuat sayısı 500’den fazladır. 2000 yılına kadar olan dönem, temel kavramların gelişimiyle öne çıkmaktadır. 2000-2015 yılları arasında bu kavramlar mevzuata aktarılmış, 2019’dan itibaren ise uygulama ve yaptırımları içeren mevzuat yürürlüğe girmiştir. Bu mevzuatlardan en önemlisi, geniş yasal çerçeveyi çizen Avrupa Yeşil Mutabakatı’dır (Green Deal).
2019 yılında kabul edilen Avrupa Yeşil Mutabakatı, 2030’a kadar %55 oranında, 2050’de ise net sıfır karbon salınımını öngörmektedir. AB, bu hedefe ulaşmak için yeni bir büyüme stratejisi benimseyerek tüm politikalarını iklim değişikliği ekseninde yeniden şekillendireceğini açıklamıştır. Sanayiden finansmana, enerjiden ulaştırmaya ve tarıma uzanan bir dizi alanda AB politikalarında kapsamlı değişiklikler öngören Avrupa Yeşil Mutabakatı, Tek Pazar’ın tesisinden bu yana AB’nin en büyük girişimidir.
22 Haziran 2020 tarihinde yürürlüğe giren AB Taksonomisi (EU Taxonomy) ise hangi ekonomik faaliyetlerin çevresel anlamda sürdürülebilir olup olmadığını net bir şekilde sınıflandırmaktadır.
15 Şubat 2023 tarihinde yürürlüğe giren Sürdürülebilir Finans Bildirimleri Yönetmeliği (SFDR- Sustainable Finance Disclosures Regulation) ile yatırımcılara sürdürülebilirlik bilgisinin nasıl iletileceği öngörülmüştür.
2023 yılında Kurumsal Sürdürebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD- Corporate Sustainability Reporting Directive) ile sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve standartları belirlenmiş; Avrupa Sürdürebilirlik Raporlama Standartları (ESRS- European Sustainability Reporting Standards) ile şirketlerin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) performanslarını şeffaf bir şekilde raporlamaları teşvik edilmiştir.
25 Temmuz 2024 tarihinde ise Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi (CSDDD – Corporate Sustainability Due Diligence Directive) ile bir adım daha ileri gidilerek firmaların AB içinde veya dışında sevkiyat zincirlerinde, faaliyetlerinde çevreye etkileri ve insan haklarına ters etkilerini tespit etmeye yönelik bir mevzuat oluşturulmuştur.
Türkiye’nin Sürdürebilirlik Sürecine Katılımı
Sürdürebilirlik konusunda Türkiye’nin uluslararası gelişmeleri yakından takip ettiğini, ancak 2021 yılında Paris Anlaşması’na taraf oluncaya kadar özellikle karbon salınımını azaltmayı hedefleyen uluslararası taahhütlere girmekten imtina ettiğini ve zaman kazanmaya çalıştığını görüyoruz. 2004’de Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC), 2009’da Kyoto Protokolü’ne ve 2021’de de Paris anlaşmasına taraf olunması ile sürdürebilirlik gündemi yerleşmiştir.
2021 yılında Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum çalışmaları kapsamında koordinasyonu Ticaret Bakanlığı’na verilmiş ve aynı yıl içinde Ticaret Bakanlığı aracılığıyla yayımlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı Eylem Planı’nda net sıfır karbon hedefi olarak 2053 yılı belirlenmiştir. 29 Ekim 2021 tarihinde ise İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu (İDUKK) kurulmuştur.
Küresel iklim değişikliği ve ozon tabakasının incelmesi ile ilgili tedbirlerin alınmasına ve yeşil kalkınmaya yönelik plan, politika ve stratejilerin belirlenmesine ilişkin ulusal ve uluslararası çalışmaları yapmak, gerekli müzakereleri gerçekleştirmek ve diğer kurum ve kuruluşlarla koordinasyonu sağlamak üzere 29 Ekim 2021 tarihinde Çevre Bakanlığı’nın ismine İklim Değişikliği eklenerek bakanlık bünyesinde İklim Değişikliği Başkanlığı kurulmuştur.
Türkiye, Kasım 2022’de iklim değişikliği ile mücadele hedeflerini güncellemiş ve Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC- Nationally Determined Contribution) yayımlamıştır. NDC içinde 7 sektör ve alan (Enerji, Sanayi, Binalar, Ulaştırma, Atık, Tarım, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık) bazında azaltım politikalarına ve önlemlerine yer verilmiştir.
Gerek On İkinci Kalkınma Planı (2024-2026) gerek Orta Vadeli Program (2023-2025) gerekse Cumhurbaşkanlığı Yıllık Planları içerisinde yeşil dönüşüm başlığı yer almış, dönüşüm için gerçekleştirilecek eylemler, sorumluları ve hedefler açıklanmıştır.
29 Aralık 2023 tarihli Resmi Gazete’de Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından Türkiye Sürdürebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) yayımlanmıştır. Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu’nun (ISSB- International Sustainability Standards Board) yayımladığı Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (IFRS- International Financial Reporting Standards) birebir çevrilerek TSRS 1- Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümler ile TSRS 2- İklimle İlgili Açıklamalar adlarıyla yayınlanmıştır. Diğer bir ifadeyle TSRS ile, sürdürebilirlik raporlaması Türkiye mevzuatına girmiş ve bir takvim oluşmuştur.
Gelecek Yazı: Sürdürülebilirlik Raporlaması ve Standartlarla İlgili Uluslararası Kuruluşlar